| Cennetin Başkenti: Hawaii (1) |
|
|
|
| Yelda HOROZOĞLU | |
|
Uzun zamandır yapmayı düşündüğüm, ancak günlük koşturmacalardan bir türlü fırsat bulamadığım bir geziyi sonunda gerçekleştirdim. Yıllarca hayallerimi süsleyen, televizyondaki görüntülerini özenerek izlediğim, hakkında yazılanları dikkatle okuduğum Hawaii'ye 20 Nisan 2005 günü ayak bastım.
5 yıl önce Türkiye'den batıya doğru başlayan yolculuğumda California'ya kadar ulaşmıştım. Yaşadığım kentin batısında uçsuz bucaksız bir okyanus vardı. Güneşi hergün bu noktadan batırıyordum. Daha batıya gidebilmem için 5 saatlik bir uçak yolculuğu gerekiyordu. California'ya en yakın ‘batı' Hawaii'ydi. Los Angeles Havaalanı'ndan bindiğimiz Northwest Havayollarına ait uçakla 5 saatlik yolculuktan sonra ABD'nin 50. eyaleti olan Hawaii'ye ulaştık. Honolulu Havaalanı'ndan Waikiki Beach'teki kalacağımız otele vardığımızda hava kararmıştı. Otele yerleştikten sonra zaman kaybetmeden sokakları keşfetmeye başladık. Burada 4 gün kalacaktık ve adayı keşfedebilmek için bu süreyi çok iyi kullanmamız gerekiyordu. Pasifik okyanusunun ortasında
Hawaii'nin iki resmi dili bulunuyor. İngilizce ve Hawaiice. Kulağa oldukça hoş gelen ancak bizim bir türlü beceremediğimiz ilginç bir dil Hawaiice. Öğrenebildiğimiz tek kelime Aloha oldu. Bu Hawaii dilinde merhaba, hoşçakal ve daha pekçok anlamda kullanılan meşhur kelimeyi biz de her fırsatta kullandık. Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunuyor. Bazı kelimelerde 5 sesli harf arka arkaya sıralanabiliyor. Araya bir sessiz harf girip 5 tane daha sesli harfle devam edebiliyor ve bu kelimeleri telaffuz edebilmek bizim gibi yabancılar için beceri istiyor.
4 gün süren tatilimizden geriye baktığımda beni en çok etkileyen insanlarn güleryüzlü ve sıcak davranışları oldu. Bir geziden geriye dönerken ilk kez üzüldüğümün farkına vardım. Bu duyguları yaşatan Hawaii'ydi ve buradan ayrılmak bize zor geliyordu. Dünyanın en ünlü kumsalı: Waikiki
Hava karardıktan sonra Waikiki Beach bölgesinde yapılacak bir yürüyüş size Hawaii hakkında ilk izlenimleri verebilir. Turistlerin tamamına yakınını akşam saatlerinde Waikiki'nin caddelerinde görmek mümkün. Akşam yemeğini yiyenlerden alışveriş için çılgınlar gibi mağazalara akın edenlere, hula dans gösterilerinin yapılacağı mekanlarda bekleyenlerden sahilde okyanusu seyredenlere kadar hemen hemen bütün turistler buradaydı. Özellikle Japon turistlerin fazlalığı gözden kaçmıyordu. Bunların içinde buraya sadece alışveriş için gelenler olduğunu öğrendik. Ülkelerindeki fiyatlarla karşılaştırıldığında buradaki lüks mağazalardan alışveriş yapmak karlı bir gezinin amacı olabiliyor.
Waikiki Beach, sönmüş bir yanardağ kraterinin bulunduğu Diamond Head ile Ala Moana Beach arasında uzanıyor. Sahilin bir ucundan diğerine yürüyerek yarım saatte ulaşmak mümkün. Eski günlerde kraliyet ailesinin en gözde sahili olan bu bölgede dünyaca ünlü oteller bulunuyor. Bunlar içinde en eskisi Royal Hawaiian Hotel. Sheraton'un sahildeki tarihi binasını da unutmamak lazım. Bunlar dışında Halekulani, Outrigger Reef, Princess Kalulani ve Hyatt otelleri de Waikiki'ye gelen turistlerin gözde konaklama merkezleri.
Waikiki'nin bir başka gözde mekanı ise International Market. Turistik eşyaların satıldığı bu mekan neredeyse 24 saat kalabalık. Ücretsiz Hula dansı izlemek isteyenler de burada gösterinin yapılacağı saatlerde büyük kalabalık oluşturuyor. Waikiki sahillerinde birkaç saat süren bu gece yürüyüşü burada zamanın çok hızlı geçeceğinin de bir kanıtı gibiydi. Waikiki'yi gündüz gözüyle de göreceğimizi hatırlayarak otele dönmeye karar verdiğimizde saat geceyarısını çoktan geçmişti. |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.