Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Ertan GÜN arrow Ermeni kardeşimle sohbet
Ermeni kardeşimle sohbet PDF Yazdır E-posta
Ertan GÜN   
Varsayalım ki sen haklı çıktın. Diyelim ki, karar verildi ve tebliğ yapılacak. Gereği düşünülmüş olup: "Sanık ayağa kalk!" denilecek.

Ve, karar sanığın yüzüne okunacakken: Hani sanık?!!

- Yok!
- Var...
- Nerede?!
- İşte orada!...

"-Ya... Niye öyle arkadan ittiriyorsunuz yaa?!..."

"- E, senin deden!..."

"- Nerden belli, belki, ben de sevmezdim dedemi?"
 
"- Olmaz! kanun böyle! dedemi kesmişsiniz! "

"- Kim kesmiş?!"

"-Senin deden."

"- Benim dedemin, dedesinin dedesi; senin dedenin, dedesini mi kesmiş?"

"- He, kesmiş!"
 
" - Nerden severdin rahmetliyi? "

" - Daha görmedim! "

" - Ölen amcana, hiç üzülmedin ama?! "

" - Amca başka, ata başka, oğlum! atalarımızın yasını, mutlaka tutmalıymışız."

" -  Kim diyor? "

" - Babam öyle diyor. Annem söylüyor. Anneannem farklı demiyor. Tarih kitaplarımız da aynen böyle yazıyor. "

" - Yas tutabilirsin, o senin bileceğin iş. Peki, beni niye üzüyorsun?! "

" - ??? "

" - Hiç bir anne baba, ‘git de can yak' demez, nedir senin derdin?! "

" - Dedelerimin kanı! Yargılanacaksın! "  

" - İttirmesenize ya...İlla, kavga mı edelim!? "

" - Kavga yok! ‘Karar' var !"

" - Kimse, kendini evinden attırır mı yaa?!.."

" - Çıkacaksın arkadaş! Kapı gibi ‘karar' var! Başta Kanada parlementosu var! "

" - Ne diyor  Kanada?! "

" - ‘Soykırım!' diyor "

" - O parlementerler, arşivlere mi girmişler ?! "

" - Bilir onlar, Kanadalılar akıllı adamlar. "

" - Yani, benim dedemin dedesi... "

" - Ya, hem de çok fena! kıtır kıtır kesmiş! "

" -  Parlemento böyle diyor, ha? Bravo! "

" - Yani soykırım yaptınız, öyle mi!? "

"-  Biz bir şey yapmadık oğlum! Adamı hasta etme! Öz dedeme kadar; görmüşlüğüm, şahitliğim var. Hepsi akıllı uslu adamlardı: sadece, kafamızı boş masallarla doldururlardı."

" -  ‘Bravo' dediydin!? "

" - Kanada, toprak karşılaştırmasında Türkiye'nin 11 katı. Nüfusu da, Türkiye'nin yarısından az. Ne gözün var, benim bahar gelmez memleketimin dağlarında ?!

" - Olur mu öyle, ya! Orası benim vatanım! "

Olmaz tabii!... Sen de, ben de, vatanla, ve dahi, toprağın altında yatanla, uğraştıkça, bu barış olmaz!...

Amerika'nın karnı acıktı dostlar. Fevkalade çatışmaya gereksinim var...

***

Okuduklarımdan çıkarsadığım kadar: Türkiye'nin emperyalizme karşı, ‘Kurtuluş Savaşı'ndan çok deneyimi var. Emperyalizmin savaş oyunlarına gelmemiş hiç. Türkiye, bu işi "Yurtta barış, cihanda barış" stratejisiyle çözeceğini, daima bilmiş.

Ve, o söz, söylendiğinden beridir Türkiye'nin sınırları da değişmemiştir: ‘Coğrafya' dan okuyorum, ‘Tarih' ten değil ha!...

Lütfen bir gidin bakın, annenizle babanızın, birbirinden gizli tuttukları ‘günlük' lerine. Bir okuyun bakalım; biri, diğerini tutuyor mu?!       

Tarih, sizin dedenizle, bizim dedemiz tarafından yazılmış da: bu coğrafyayı, kimler, neden değiştirmeye çalışıyorlar? Hiç düşündünüz mü  peki?!...

ABD ile işbirliğinden, ensesini büyüten, sizinkilerden zannettiğiniz, kimseler yok mudur aralarında ? Vardır belki de. Bilinmez, bizde daha fazladır.

Fakat son yıllarda, iyi siyasetçiler yetişti aramızda. Her şeyi barışla çözüyorlar, çözmekteler, çözecekler...Boş ver: sen de böyle gaz ver ki yöneticilerine, şevk gelsin beyefendilere!  Neden tarihtekilere gaz verip, sonra da okuyup, o gazla uçuyoruz?! Ölen atalarımızın peşinden mi, yoksa çocuklarımızın geleceğine mi koşuyoruz?

Peki, biz  n'oluyoruz?!  Kendimize n'oluyor?!

Kay
bol
mu
yor
mu yuz ?!

Neden, bugünümüze bakmıyoruz?! Bugünkü canımızın tadına, neden bakmıyoruz da; hep yarınları kurtarmaya çalışıyoruz? Yarını düşünmek ayrı, yarını kurmak apayrı.Yarını çocuklar kuracak ise; neden hep biz, onlara akıl veriyoruz ?

"Ahlak" dediğimiz şey, belki de bizim bildiğimiz gibi değil!? Kimbilir sevgi, bizim hissettiklerimizden daha farklı?!  Acaba yaşadıklarımız, gerçek aşk mıydı!?

Geleceklerini ‘kurtarmak' adına, görmediğimiz kimbilir neleri anlattık çocuklarımıza?! Bırakmadık ki eğitmenler anlatsın. Güvenmedik ki, eğitsinler. Evrim geçirmesine izin vermedik ki gençlerimizin. Hep biz eğittik. Ve, okula da ‘okullu olsun'lar diye yolladık sadece.

‘Milli Eğitim'ler de günü gelecek, değişecek ve dönüşecek. Eğitimin de ‘milli'si olmaz zaten. Eğitimin olsa olsa, ‘kanunisi' olur. En başta ve öncelikle anayasalar gelişecek.

Dünya tarihçileri ‘Savaşlar Tarihi'ni yeniden yazacaklar. Tarih yeniden irdelenecek. Biz de ayniyetiylen: Donkişot'u okur gibi okuyacağız, Tarihi.

Bunu tüm tarihçiler de bal gibi biliyorlar da; emperyalizmin tahlilinde geri kalıyorlar.

Tarihçiler tahlil yapmakla değil, tahlil vermekle mükelleftirler. Bırakınız tarihçiler  tarihi,  devlet adamları da: Amerika'nın kafasındaki hesapları yapsınlar. Hem sizinkilerden, hem bizimkilerden ...

Ama; sen beni tahrik edersen, ben ordumu güçlendirmeye çalışırım.

Nedir ordunun üretimi ?!

Silahlar hangi işe yarar?!

Silahsız ordu mu olur?!

Fazla uzağa gitmeyelim, Kanada ordusuyla karşılaştıralım.

Dünya iyiye gidiyor. Ketenpereye gelmeyelim!...

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
24 Nisan 2005-Hamilton

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.