Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YOLDAN NOTLAR arrow Malezya
Malezya PDF Yazdır E-posta
Arzu AĞAÇAYAK   

Herkes uyum içerisinde yaşıyor...
Nüfusunun yüzde 60'ının Müslüman olmasına rağmen Müslümanların, Budistlerin,  Hindu ve Hıristiyanların uyum içinde yaşayabildiği bir şehir.

Bir turist olarak herşey mükemmel görünüyordu ancak Kuala Lumpur'daki yaşam şartlarını ancak orada yaşayan birine sorarak öğrenebilirdim.

Rehberlik yapan bayana yönelttiğim sorulara aldığım cevaplardan hayatın burada da oldukça zor olduğu anlaşılıyordu.

Sözlerine herkesin ülkede uyum içinde sorunsuz yaşadığını söyleyerek başlayan rehber benzinin litresinin 1.42RM (48 cent), Proton marka otomobilin tüm vergiler dahil 26,000 RM ($8,800) olduğunu söyledi.  Maaşların aylık ödendiği ülkede, Sabah ve şehir dışındaki yerlerde aylık ücretin 250RM ($85) olduğunu söyleyen rehber, Kuala Lumpur'da  maaşların çok farklı olduğunu belirtti.  Kuala Lumpur'da en çok maaşı ayda 2,500 RM ($850) alarak Çinlilerin kazandığı, ardından Malayların 1500-1800RM arası ($510-$610 arası), Hintlilerin ise 900-1000 RM arası ($300- $340) kazanarak en düşük maaş kategorisine girdiklerini söyledi.  Ev kiralarının şehir dışında küçük bir daire için 650 RM ($220) Şehir merkezinde ise 2000 RM ($680) olduğunu öğrendim. Geliri düşük ailelerin ev kirası yardımı ayrıca eğitime destek için para aldıklarını da rehber ekledi.  Rehber, sohbetimiz sırasında yaşayabilmek için aileden en az iki kişinin çalışması gerektiğini turistler için herşey çok ucuz görünse de kendilerinin alım gücünün oldukça düşük olduğunu da vurguladı.

İki gün kaldığım Kuala Lumpur'un görülmesi gereken yerlerini ya otobüsle yada kiraladığım taksiyle önlerinden geçerek görsemde, bu şehire yeterince vakit ayıramamanın burukluğunu yaşadım. Kuala Lumpur'u tam anlamıyla gezmek isteyenlerin en azından 4 güne ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum...

Kültür, din, hoşgörü ve alışveriş merkezi Penang adası

İki günlük Kuala Lumpur gezimden sonra uçak yolculuğuyla 45 dakika süren Penang adasına ulaştım. Penang, Malezya'da olmasına rağmen adeta bambaşka bir ülke. Kuala Lumpur'dan sonra uluslararası firmaların fabrikalarının en çok bulunduğu bölge. Bu nedenle Malezya'nın Singapur'u diye de anılıyor.  Nokia, Intel, Dell,  Hitachi, Motorola, Bosch gibi birçok dünyaca tanınan markanın fabrikaları burada.

Bu ada 3 bölüme ayrılmış gibi.  Birinci bölge sanayi bölgesi. 1.9 milyon nüfuslu bu adada binlerce insan bu bölgede çalışıyor. 2. bölge 5 yıldızlı otellerin bulunduğu tatil köyü bölgesi.  Denize de sadece bu civarda girilebiliyor. Bu bölgenin etrafında bir çok alışveriş merkezi, restoran bulunduğu için buraya gelen turistlerin pek şehir merkezine inmediğini öğreniyorum. 3. bölge ise şehir merkezi. Penang'de kaldığım Cititel Hotel, genellikle işadamlarının tercih ettiği bir oteldi ve şehir merkezinde yer alan Georgetown'daydı.
Tatil köyü yerine burada kalmam beni sevindirdi doğrusu. Çünkü büyük alışveriş merkezleri haricinde dükkanlar, sokak pazarları ve genel yapı hiç değişmemiş orijinal haliyle duruyordu.

Yine bu bölgede Hint mahalleri, Çin mahalleleri ve müslüman mahalleri vardı. Adım başı bir camiye, Budist ve Hint tapınağına veya kiliseye rastlanılıyor. 

Penang oldukça ilginç bir yer. Daha önce söz ettiğim gibi otelimiz şehir merkezinin ana cadddesindeydi. Cadde boyunca genellikle 24 saat açık olan restoranlar bulunuyor.

Restoranlar haricinde sokak ortasında tekerlekli seyyar tezgahların üstündeki kazanlarda pişen yemekleri satan satıcılar var. Rehber bu sokak restoranlarından yemek yenilmediği takdirde Penang'e gelmiş sayılamayacağımızı söylüyordu.

Ancak hiçte hijyenik olmayan şartlarda pişen ve saatlerce güneş altında bekletilen bu yemekleri yemeyi kibarca reddettim. Gurubumuzda bulunanlardan, deneyenler çok lezzetli olduğunu söylediler ama ben cesaret edemedim doğrusu.

Penang'de derme çatma, salaş gözüken yerel yemekler satan lokantaların hemen yanı başında, Gloria Jeans Coffee, Mc Donalds gibi uluslararası markaları görmek gerçekten çok şaşırtıcı. Bu görüntü sanki doğu ile batının sentezi gibi önünüzde ilginç bir görüntü oluşturuyor.

Turizmin elçileri diyebileceğimiz  "Trishaw" diye adlandırılan üç tekerlekli taksi bisikletleri kullanarak, turistleri gezdiren kişiler var.

Saati 30RM'e ($11) bu kişiler sizi hem istediğiniz istikamete doğru bisikletleriyle götürüyorlar hem de adım başı tarihi veya önemli yerlerin bilgilerini aktarıyorlar. Trishaw'cular yerel yönetim  tarafından dikkate alınmasa da bana kalırsa Penang'in çok önemli bir parçası. Günün 20 saati çalışan bu kişiler günde birkaç saat yol kenarına çektikleri bisikletleri içerisinde uyuyorlar.

Muhammed isimli 4 çocuk babası bir Trishaw sürücüsüyle bir saatlik tura çıktım. Sahil kenarında yaptığımız yolculuk sırasında Muhammed, 3 günde bir 45 dakika uzaklıktaki evine gidebildiğini, evinde kaldığı bir günü de uyuyarak geçirdiğini söyledi.

Bu şartlarda çalışmasına rağmen ayda sadece 600RM ($204) civarında para kazandığını, eşinin de aylık  300RM'e ($102) çocuk baktığını söyleyen Muhammed, Çin mafyasından  kiraladığı bisikleti için de ayda 4 dolar kira ödediğini söyledi. Kendisinin neden bir bisiklet almadığını sorduğumda cevabı gayet netti: "Bu bisikletler bin dolar. Ben ömrümde bu kadar parayı bir arada göremem".  Muhammed, Çin mafyasından da oldukça dertliydi; "Tek düşündükleri paradır, uyumazlar para kazanırlar" derken beni balıkçılıkla geçinenlerin yaşadığı bir Çin mahallesine götürdü.
 
Bu bölgeye gece asla adım atılamayacağını söyleyen Muhammed, gündüz bir sorunun olmayacağının garantisini vermekten geri durmadı.

Penang'in zengin (!) balıkçı mahallesine gelmiştik. Bizim eski Haliç'in görüntüsünü andıran kirlilikte bir deniz kıyısında kurulan bu mahallede tahta barakalar vardı. Evlerin girişleri salon olarak kullanılırken bir çok evin kapısının önünde uyuyan kişileri gördüm. Bu kişiler zengindiler ancak bana kalırsa zenginliklerini gösterecek hiçbir şeyleri yoktu. Pis kokan ve çamur deryası bir denizin yanında nasıl yaşadıklarını anlayamadım.



 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.