| Malezya |
|
|
|
| Arzu AĞAÇAYAK | |
|
Sayfa: 1 / 3 Transit geçtiğimiz ülkenin havalimanından çıkmasak bile kendimizi o ülkeye gitmiş sayarız genellikle. Bu şekilde ben de birçok kez Malezya'ya gitmiştim.
Gitmiştim ama bu defa Malezya'yı ilk kez "gezerek" yakından görmüş oldum.
Toplam 13 sultanlığın bulunduğu ülkede, Batı Malezya'daki 9 sultanlıktan biri sıra ile beş yıl süreliğine devlet başkanı tayin ediliyor. Fakat esas icra yetkisi, demokratik seçimler sonucu oluşan parlamentonun teşkil ettiği hükümette. Nüfusu 25 milyon civarında olan Malezya'nın yüz ölçümü 329 bin 735 kilometre kare. Para birimi Ringit. 1 Avustralya doları 2.9 Malezya Ringgiti (RM) civarında seyrediyor. Kuala Lumpur'a Merhaba
Havaalandan şehir merkezinde bulunan otelime yaklaşık 30 dakika süren bir tren yolculuğuyla ulaştım. Endonezya'daki orman yangını, Kuala Lumpur'da kokunun yanı sıra havada oldukça kalın bir perde bırakmıştı. Bu yüzden otelime yolculuğum sırasında manzara olarak hiçbir şey göremediğimi söyleyebilirim. Kuala Lumpur Hilton Hotel'in 35. katında kaldım. Sabah kalktığımda hava yine dumanlı olmasına rağmen karşımda gördüğüm manzara olağanüstüydü. Gördüğüm tam anlamıyla gelişmiş ve yeşile bürünmüş bir şehirdi. Çoğu şehrin bu yükseklikten güzel göründüğünü düşünerek kısa süre sonra yapacağım otobüs yolculuğunda gerçek Kuala Lumpur'u görebileceğimi tahmin ettim. Sydney'den daha yeşil bir şehir... Yolculuğum şehir merkezinden yaklaşık 40 dakika uzaklıktaki Subang semtineydi. Anayola çıktığımızda kendimi adeta daha yeşil bir Sydney'de buldum. Otomobiller Avustralya'daki gibi sağdan direksiyonlu, binalar oldukça yüksek ve moderndi. Sydney'de olmadığımı hatırlatan en önemli şey; panolar ve posterler haricinde yol kenarına motorsikletler için tahsis edilen yoldu. Yüzlerce motorsiklet kendi yollarında devam ederek trafiği oldukça rahatlatıyorlardı. Bunun acilen Sydney'de uygulanması gerektiğini düşündüm.
Birçok şehirde şehir dışına çıkıldığında bariz bir farklılık ve yoksulluk görülür. Kuala Lumpur'da bunu göremedim. Eminim burada da varoşlar vardı ancak çok uzakta olmalıydılar. Kentin her yerinde inşaat vardı. Kuala Lumpur gerçekten çok gelişmiş ve hızla gelişmeye devam eden bir şehir. Sokaklar genellikle temiz, insanlar da güler yüzlü. Malezyalılarla konuştukça Türkiye'nin turizimde en büyük eksikliğini anladım; İngilizce. Eğitimli- eğitimsiz herkes İngilizce'yi ana dilleri gibi konuşuyor. Benim gördüğüm ve tespit edebildiğim çok yüksek tirajlı ve tamamı İngilizce üç tane gazete günlük olarak yayımlanıyor. Islamic Arts Museum Kuala Lumpur'daki vaktim genellikle Malezya Havayolları'nın basın toplantılarında geçti. Kuala Lumpur'da çok az boş vaktim olmasına rağmen Jalan Lembah Perdana semtindeki Islamic Arts Museum - İslami Sanat Müzesi'ne ve Eyalet Camisi'ne gittim. İlk önce müzeyi gezdim. Giriş ücreti 8RM ($2.70) olan müzeyi gezmek için en az 3 saatinizi ayırmalısınız. Ben sadece 45 dakikamı ayırabildim. Müzede tüm İslam ülkelerinden toplanan binlerce eser var. Girişteki büyük odada dünyadaki bütün önemli ve mimari değer taşıyan camilerin maketleri bulunuyor. Bu maketler arasında Edirne'de ihtişamıyla dikkat çeken Selimiye Camii'nin maketi göz alıyor. Eserler arasında ise altın yaldızlı el yazması Kuran'ı Kerimler, kılıçlar, Osmanlı takıları, mü-cevherler, 18.yüzyıla ait silahlar, çiniler ve seccadeler var. Osmanlı eserleri müzenin her köşesinde yerini almış. Benim en çok beğendiğim, görünce duygulandığım, duvarda asılı 1774 tarihli "Sultan" tuğralı bir Osmanlı Padişahı Fermanı ve 1600'lü yıllardan kalma İznik çinileriydi. En çok üzüldüğüm ise müzede fotoğraf ve video çekmenin yasak olmasıydı. Bu müze Malezya'ya gidildiğinde görülmesi gereken en önemli yer bence. Diğer görülmesi gereken bir yer ise müzenin hemen karşısında modern çizgileriyle dikkat çeken Kuala Lumpur Eyalet Camisi. Mimarisiyle ünlü bu caminin güzelliği gerçekten büyüleyici. Bahçesinde Malezya sultanlarına ait türbeye çevrilmiş kabirlerinin de bulunduğu camiinin girişinde erkek turistlere uzun pardesu, bayan turistlere ise pardesu ile başörtüsü ücretsiz olarak veriliyor. Kuala Lumpur'un her köşesinde yemyeşil parklar, tertemiz sokaklar ve gelişmiş bir şehirin izlenimleri vardı. |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.