Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Hulusi ŞENEL arrow Ankara kaçak güreşiyor
Ankara kaçak güreşiyor PDF Yazdır E-posta
Hulusi ŞENEL   
Güney Kıbrıs'taki Haravgi adlı gazetenin 23 Mart 2005 tarihli sayısında yukarıdaki başlıkla yayınladığı yazıda,Türkiyeyi küstahlıkla ve işgalcilikle itham etmiş.

Bu yazıyı Türk kamu oyuna aktaran Türk gazeteleri  ve internet siteleri ne yazık ki, Rum gazetesinin bu yazısına gereken cevabı verme cesaretini göstermekten kaçınmışlar sadece; Bak Rumlar neler yazıyor?' der gibi bir düşünce sergileme yolunu seçmişler!.

Türkiye'ye karşı yapılan ağır hakaret dolu cümlecikleri görmemezlikten
gelmişler. Türkiye'ye büyük hakaret yapan bu yazıdan sizlere bir bölüm aktarmak istiyorum. Bakalım bu Rum gazetesinde yayınlanan hakaret dolu yazıyı tercüme edip sütunlarına aktaran Medyacılara sizler ne diyeceksiniz ?

Kıbrıs sorunu, uluslararası özelliğinin ötesinde, çözülmesi gereken iki toplumlu boyutlara da sahip. Ancak Türkiye, müdahil olmayan taraf olduğunu küstahça ileri sürerek topu dışarıya atamaz, çünkü Türkiye işgalci güçtür.

Erdoğan'ın, Kıbrıs sorununun çözümünün Tasos Papadopulos ile Mehmet Ali Talat'a bağlı olduğu yolundaki dünkü açıklaması bir kez daha Türkiye'yi Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarını işgal etme suçlarından arındırmayı amaçlamakta. Erdoğan hükümeti, Ankara'yı sorumluluklarından kurtarma çabası içinde.

Oysa Türkiye, adada işgal ordusu bulunduruyor ve sahte devlet ile çeşitli ilişkilerini bütün yasadışı ve gayrimeşru yollarla muhafaza ediyor. Bilinen çeşitli numaralarla bu ilişkileri yüceltmeye çalışıyor. Örneğin Kıbrıslı Türklerin sözde izolasyonu ve sözde ambargonun kaldırılması...

Elbette devam eden Türk işgali, 30 yıldan fazla bir süredir işgal bölgesinin demografik yapısını bozan yerleşikler ve sorunun diğer uluslararası boyutları olmasaydı, Kıbrıs sorunu iki toplum arasındaki müzakerelerin konusunu teşkil edecekti. Ancak ne yazık ki Türkiye Kıbrıs sorununda başrol oynamakta. İşte bu nedenle Türkiye  ağır sorumluluklarından kurtulamaz ve sorunu başka yere yerleştiremez.

Türkiye'nin AB'ye giden yolu uzun ve bu süreçte yükümlülüklerine saygı duymak zorunda. Bu sadece, AB'nin yeni üyeleri ile (Kıbrıs da dahil) Gümrük Birliği Protokolü'nü imzalaması ile değil, aynı zamanda Türkiye içinde ve dışında, insan haklarına saygı duymasıyla da ilgili.

Asıl küstah, bu Rum gazetesi ile sempatizanlarıdır!

Önce iki toplumdan oluşan eski Kıbrıs devleti,Türklerin ayrılması ile ortadan kalkmış ortaya iki ayrı devlet çıkmıştır.Ama ortadan kalkan bir devletin  devamıymış gibi yutturan Güney Kıbrıs Rum devleti ne yazık ki, AB'ye üye yapılmış,Kuzeydeki K.Kıbrıs Türk devleti ise bırakın AB'ye üye  yapılmasını tanınmadı bile.Bu durumun  uluslar arası devletler hukukuna ve anlaşmalara aykırı ve bir skandal olduğu tüm çabalara rağmen kimselere anlatılamadı.O da ayrı bir problem.

Gelelim gazetenin Türkiye'yi işgalcilikle suçlama yalanına.Türk askerinin yaptığı barış harekâtı öncesine kadar  Yunanistan'dan gizlice veya alenen gelen asker ve alınan silah yardımlarıyla  adayı tamamen ele geçirmek ve Yunanistan'a bağlamak  için Türklere karşı yaptıkları katliamları kulak ardı yapması ve bunları Türklerin unuttuğunu zannediyor galiba..

Bir de Türkiyenin içinde ve dışında,insan haklarına saygı duyması gerektiği yolunda fetva verme cehaletine düşmüş bu gazete !

Trakya'da Türk adını kullanan dernekleri kapatan,Türkiye'deki yaşamını oven kendi vatandaşını sınır dışı eden Yunanistanın insane haklarına aykırı hareketlerini,Kıbrıs'ta Türkleri vahşice öldüren EOKA'cılara kahramanlık madalyalarının verilmesini görmemezlikten gelmiş. Ve utanmadan Türkiye'ye insan hakları konusunda ders vermeye kalkışmış !

Gelde  ve bu gazetenin Türkiyeye karşı hakaret içeren yazısına sessiz kalan Medyamıza,mensuplarına isyan etme !.. 

*             *           *

Prof.McCarthy Türkiye'yi uyardı

Sözde Ermeni soykırımı iddialarının yalan olduğunu ve bu konuda Türkiye'ye haksızlık yapıldığını iddia edenlerden biri de  Prof.Dr. Justin McCarthy.

Prof. McCarthy  sözde Ermeni soykırımı hakkında T.B.M.Meclisinde bir konuşma yaptı ve AB üyeliği konusunda Türkiye'yi uyardı.

-Giriş üçreti olarak sözde Ermeni soykırımı yalanını kabul etmenizi talep eden bir kuruluşa,birliğe üye olunabilir mi ? ‘ diye dinleyenlere de bir  soru
sordu.

Sırf AB'ye üye olabilmek için böyle bir yalanı kabul edecek Türkiye'den, Ermenilerin
önce milyarlaca doları bulacak tazminat,sonra da toprak isteyeceklerini söyleyen Prof.
McCarthy,Türkiye'yi uyararak, baskılara boyun eğilmemesi gerektiğini belirtti, konuşmasının bir bölümünde de;
-Tazminat sonrası gelecek toprak isteklerini de kabul ettirecek olan Ermeniler,alacaklaarı Erzurum,Trabzon,Van,Elazığ,Sivas ve Bitlis gibi bölgelerde güçlenerek diğer düşmanlarınız gibi sizleri  Anadolu'dan atmaya,sürmeye  çalışacaklardır.Gerçi Türkler baskılara papuç bırakmaz ‘dedi ama bir yerde de bunlara karşı uyanık bulunmamız konusunda uyarıda bulundu.
Mühim olan  bu uyarılardan TBMM.deki siyasilerin ve ülkeyi yönetenlerin gerekli dersleri almalarıdır.

*             *           *

Türkiye İsrail lobisinden destek arıyor

Türkiye, AB den gelen baskıların yanı sıra Amerika'daki Ermenilerin Bush'a yaptıkları
sözde Ermeni soykırımının parlamentoda kabul edilmesi yolundaki baskılarına karşı hükümet bazı acil tedbirler alma yoluna gitti.

Bu tedbirler arasında özellikle Ermeni iddialarına, karşı  Amerika'daki Yahudi lobisinden destek arama, İncirlik hava üssünün Amerikanın kullanımına  serbest bırakılarak, Ermeni isteklerinin önüne geçilmesi gibi çalışmalar bulunuyor.

Bakalım İsrail-Filistin anlaşmazlıklarında, devamlı  ve ağırlıklı olarak Filistinden yana  taraf oluşumuz karşısında, İsrail ile Amerikadaki Yahudi lobisi bu defa Türkiye'ye destek verecekler  mi ?.


Sydney-Avustralya


SEVDİĞİM SÖZCÜK
Bilirken susmak,bilmezken
söylemek kadar çirkindir

                          Eflatun

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.