| Ruanda |
|
| Başar KURTBAYRAM | |
| Cuma, 11 Mart 2005 | |
|
Sayfa: 3 / 3 Sisteki Goriller: Ruanda (3) Ruanda-Uganda sınırından önceki son şehir Ruhengeri'nin kalınabilir tek oteline az önce yerleştim. Sınıra yakın kurulu diğer yerleşim birimleri gibi burası da sınırdan yeni geçen yolcuların ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş küçük bir yer. Asfalt kaplı olan tek yeri ana caddesi. Caddenin her iki yani da ufak dükkanlarla dolu, 10 metrekareyi ancak bulan dükkanlardan bahsediyorum. Yarın çıkacağımız gezi için konserve yiyecek arıyorum, hiçbir yerde yok. Sonra birisi kolumdan tutup şehrin en büyük bakkalına beni çekiştiriyor. Şehrin en büyük bakkalı yerel ekonominin bir aynası; dükkandaki bütün mal, sahibinin oturduğu genişçe masanın arkasındaki raflarda. Sokaktaki insanlar hareketsiz, gölgede oturup tembellik ediyorlar. Demin yağan yağmurdan olsa gerek hava yapış. Dükkanların hepsinin kapısı sonuna açık yoksa sıcakla başa çıkmak mümkün değil. İleride bir kalabalık görüp oraya yürüyorum, şehrin ana pazarı burası; bizlerin alışık olmadığı yerel yiyeceklerin yanında giyim kuşam da satılıyor. Hazır giyim eşyası olarak sadece tişörtler ve batili ülkelerden hibe gelen kullanılmış eşyalar var ( hibe edilen hersek bedavadan dağıtılmıyor). Kendinize başka bir giysi almak isterseniz diktirmeniz gerekiyor. Çarşının terziler sokağında yürüdüğünüzde sokağın her iki yanına dizili elliden fazla dikiş makinesinin sesi , "Mzungu, mzungu" (beyaz adam ya da büyücü anlamına gelen bir sözcük) nidalarıyla karışıyor. Size şaşkın bakan siyah, terli ve gülen yüzler beyaz dişlerinin tümünü birden gösterirken islerini durdurup bu garip beyaz adama bakıyorlar. Pazarı bir kez daha turlayıp peşime yeteri kadar çocuk taktıktan sonra ana caddeye çıkışım yine "mzungu" bağrışlarıyla karşılanıyor. Ana caddede yürürken sağımda 3500 metrelik Gahinga, solumda 3700 metrelik Visoke ve 4500 metrelik Karisimbi dağlarının puslu tepeleri seçiliyor. Dağların bana bakan yüzleri Ruanda sınırlarında diğer yüzleri ise Kongo ve Uganda içinde. Bu volkanik sıradağlar içinde bulundukları ülkeler gibi genç ve huzursuzlar. En son 2002'de aktif hale geçerek dörtyüzbin kişinin bölgeden boşaltılmasına yolaçmışlar. Lavlar onikibin evi kullanılamayacak hale getirmiş. Dağ gorillerinin sayıları bugün sadece 600 civarı. Bunların 300 kadarı Ruanda sınırları içinde yaşıyorlar. Goriller, maymunlardan sonra insana en yakın memeliler. Yaşam süreleri 40-50 sene kadar, erkekleri olgunluğa 16 yaşı civarında, dişileri ise 9 yaşından sonra varıyorlar. Erkek goriller 15-17 yaşına eriştiğinde sırtları beyazlıyor, bundan sonra gümüşsırt olarak adlandırılıyorlar. Sürülerin çoğunluğu bir gümüşsırt erkek ve birden fazla dişiden oluşuyor. Sürünün büyüklüğü genelde 5 ila 30 bireyle sınırlı . Az sayıda grupta ise birden fazla erkek bulunuyor, sürünün lideri yine en güçlü gümüşsırt oluyor. Dişi goriller 100 kilo kadarken gümüşsırt erkekler gerçekten büyükler;160 kilo ve üstü. Yiyecek olarak ot ve meyveleri tercih ediyorlar, nadir olarak böcek yedikleri de oluyor. Adlarından da anlaşılacağı üzere yüksek bölgelerde 2500-4000 metre arasında yaşıyorlar. Ruanda Milli Parklar İdaresi her gün belli sayıda ziyaretçinin gorilleri ziyaret etmesine izin veriyor, sebebi de göründüğünden çok daha narin olan gorillerin insanlardan hastalık kapmamaları. Akşamdan Ruhengeri'deki Milli parklar ofisinden yürüyüşle ilgili bilgileri alıyorum ve sabahleyin gün doğmadan park merkezine yola çıkıyorum. Parkın merkezinde ondan fazla araç ve bunun iki katı sayıda görevli bizi karşılıyor. Görevliler üç goril grubunun izlenebilineceğini söyleyip bizi gruplara ayırıyorlar. Gruplar sekiz kişiyle sınırlı. Görevli bize en uzaktaki "Susa" goril grubunu izleyeceğimizi, gorilleri görmek için 2 ila 5 saat arası tırmanacağımızı bildiriyor. Gorilleri gördükten tam bir saat sonra inişe başlayacağımızı söylüyor. Yürüyüşe katılanlar ikişer ikişer dört çekerlere binip yola çıkıyorlar, yürüyüşçülerden biri olduğunu sandığım beyaz adam "benim arabam var, gelin ben sizi götüreyim " diyor. Arabaya binince tatlı bir sohbete başlıyoruz, aracın sahibi aslında dünyanın en dar pazarı olan mesleğine sahip : goril veterineri! Kendisi 4 seneden beri Ruanda'da gorillerin veterineri olarak çalışıyor, bütün grupları devamlı ziyaret ediyor. Bu işi neden seçtiğini soruyorum Arabalarla 2500 metreye kadar tırmandıktan sonra yol bitiyor. İnip yürümeye başlıyoruz. Köyün içinden geçerken çocuklar etrafımızı sarıp bize dokunmaya çalışıyorlar sonra da kaçışıyorlar. Ekilmemiş hemen bir adim yerin kalmadığı tarlaların arasından tek sıra halinde ormana ilerliyoruz. Ormanın sınırında bizi elleri AK-47 li askerler karşılıyor. Askerlerin esas görevi ülke için iyi bir gelir kaynağı olan gorilleri ve bizim gibi turistleri korumak. Komşu Kongo uzun yıllardan beri iç savaşta olduğundan sınıra yakın bölgeler pek tekin değil, bulunduğumuz bölgede de 3 sene önce bir turist grubu öldürüldüğü için işi sıkı tutuyorlar. Goril İzcisi (evet böyle bir meslek var), ormana dalmadan önce goril izleme kurallarını sıralıyor; gorillere 5 metreden fazla yaklaşmak yok (bu gorillerin insanlardan hastalık kapmasını engellemek için çünkü genlerimiz çok benzer), hızlı hareket etmek yok (yoksa heyecanlanıp saldırabiliyorlar), gorilleri parmak işaret etmek yok ( bu hareketi yine saldırı sanıyorlar), üzerimize bir goril gelirse gözüne doğrudan bakmak yok (çünkü meydan okuma sanıyorlar) , yavrularına yaklaşmak ve oynamak yok - onlar yaklaşınca geri çekilmek şart (anneleri rahatsız oluyor), yüksek sesle konuşmak yok. Yürüyüşe başladıktan 3 saat sonra izci bize dönüp "yakındalar" diyor. Hepimiz heyecanlanıyoruz, adımlarımızı biraz daha hızlandırıyoruz. Bir saat kadar daha hızlı tempoda tırmanmaya devam, 3000 metreye çıkıyoruz. Artık iyice yorulmuşken ağaçların arasında karaltıları seçiyoruz. "Susa" grubunun 30 eski üyesi ve yeni doğmuş ikiz bebek goriller beslenmekle meşguller. İkiz bebek goriller doğada çok nadir yaşıyorlar. Bu yüzden veteriner onların üzerine titriyor ve her hafta gelip durumlarını kontrol ediyor. Süremizin dolduğunu izci herkese bildiriyor, hepimiz gözümüz arkada ağır ağır inmeye başlıyoruz. Geldiğimiz yoldan çok daha dik bir yamaçtan zaman kayarak 2 saatte araçlara geri dönüyoruz.
|