Uçağımız Albuquerque havaalanına indiğinde saat 14:00 olmuştu. Long Beach’ten direk sefer olmadığından Albuquerque’ye Salt Lake City üzerinden geldik.
Bir California günü daha başlamıştı. Mavi gökyüzü ve enerjisini eksik etmeyen güneş. Bir de garip bir gürültü.

Son İmparator filmini ilk kez 1987'de izlemiştim. Çin İmparatorluğu'nun son varisi Pu Yi'nin kişiliğinde...
| Cape Town'a yelken açtım |
|
|
|
| Einar WIGEN | |
|
Hala Cebelitarık Boğazı’ndayım (16 Ekim 2004). Buradan yelkenli ile ayrılmaya karar verdigimiz son bir haftadır teknenin tamir işleri ile uğraşıyorum. Yarın, sabahın ilk dalgalari ile Kanarya Adaları’na doğru yelken açacağız...
Cebelitarık Boğazı’nda bir haftadan daha fazla kaldım, aslında bu kadar kalmayı düşünmüyordum burada. Bu süre içinde edindiğim izlenim; buranın 30,000 nüfusu ve birkaç maymunu ile savaş anıtından başka birşey olmadığı.
Buraya gelmeden önce bir hafta Fas'taydım. İlk olarak Casablanca'ya vardım ve üç günü orada geçirdim. Herkese yapılan aşıların yan etkileri yok olmaya başlarken ayrıldım! Yollarda yürüdüm, camilere ve kafelere baktım. Yaşlı ve genç erkekler yiyecek ve içecekleriyle kafelerde keyif yapıyorlar. Ben de bir iki bira içme fırsatı ararken Faslılar tarafindan bir dinsiz olarak keşfedildim.
Baharat pazarında elimden geldiğince kaybolmaya çalıştım. Kendine “sihirbaz” diyen bir adamla tanıştım. Dükkanında binbir çeşit baharat ve ot vardı Duvarlarda her çeşidinden hayvan ölüleri asılıydı. Değişik Fas otlarının iyileştirici etkileri hakkında detaylı bilgi verdi. Eger tekrar baharat pazarına yolum düşerse romatizmadan, aşk acısıyla kırılan kalbe kadar her tür hastalığı tedavi edecek bilgiye sahibim! Yukarda bahsettiğim hayvan leşlerinden biri akbaba idi, bunu herhangi bir sihirbazlık işi için kullanıyor muydu bilmiyorum. Ayrıca iyileştirme gücünü tam olarak anlayamadığım bir çuval dolusu kurutulmuş kirpi vardı. Birkaç hediye, çay ve bitki aldıktan sonra “sihirbaz”ın dükkanını kapama saati gelmişti. Onu tekrar göreceğime söz vererek ayrıldım. Marakeş'deyken aklıma buraya kadar gelmişken Sahra'ya gidip, orayı görmeliyim fikri geldi. Marakeş'ten uzak olduğundan ve nasıl gidileceği konusunda hiçbir fikrim olmadığından vakit kaybetmemek için turist gezinti otobüslerinden birine bindim. Bir sürü anlamsız fotoğraf molalarından sonra nihayet Sahra’ya geldik, tam anlamıyla doğru yeri söylemek gerekirse Merzougha. Fas'ın son kolonisi ve Timbuktu’dan 52 gün uzaklıkta. İlerisi için yeni bir gezi planının aklımdan ister istemez geçtiğini hissettim.
İlk gecenin ardından benim de dahil olduğum grup Marakeş'e geri dönmek üzere yola koyuldu. Ben ve İrlandalı bir arkadaş bir gün daha kalmaya karar verdik. Bu andan itibaren ben, İrlandalı ve Bedeviler… Kum tepelerinde kaydık, etrafta yürüdük ve kumda yürümenin ne kadar zor olduğunu anladım, birkaç fotoğraf çektik ve günü çay içerek, shisha dedikleri ottan nefesleyerek ve saatlerce Bedevilerle konuşarak tamamladık. Fas’a giden otobuse bindiğimde Ramazanın ilk günüydü. Herkes yabancıların yemek yemesine alışık olduğundan birşey olmaz demişlerdi ve ben de biraz umursamaz şekilde yemeğimi yedim. Şimdi düşünüyorum da belki biraz daha kibar davranıp yemek yerken saklanabilirdim. Otobüsteki diğer yolcular beni daha rahat görecekleri şekilde pozisyon alıp benimle kendi dillerinde konuşmaya başladılar. Yolculardan bir tanesi kutsal bir gücün acilen araya girip beni cehenneme tek yönlü biletle yollaması için dua eder gibi bakıyordu. Kendi adıma bu adamın gözlerinden korkmaya başladım. Her an yere düşeceklermiş gibi duruyorlardı. Otobüs yolculuğu bittiğinde adamın gözleri yerindeydi, bana da hala cehenneme tek yönlü gidiş için işaret gelmemişti ya da buna cehenneme dönüş mü desem ki! Yoluma devam ederken benim gibi gezen bir Portekizli ile tanıştım ve bana ne kadar miktarda haşhaşı İspanya’dan geçireceğini anlatmaya başladı. Gümrük görevlilerine yaklaşmadan önce bu kişiden nasıl uzaklaşacağımın planlarını yapmaya başladım. Düşündüğüm kadar zor olmadı. Şimdi önümüzdeki 2 ay hava durumu takip edeceğim, tekrar görüşmek üzere… Einar Wigen Einar'ın ikinci notunu buradan okuyabilirsiniz. Not: Norveçli Einar Wigen bu yazıyı uzaklar.com için Türk okurlarıyla paylaşmak amacıyla yazdı. Kendisi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yol almakta. Amacı, yelkenli ile Afrika kıtasının güney ucu Cape Town'a ulaşmak. Ona ve arkadaşlarına güvenli yolculuklar diliyoruz. Yol notları bize ulaştığında sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. uzaklar.com
DİĞER YOL NOTLARI {modulebot module=İLGİLİ LİNKLER} |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.