Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color brick color green color
Uzaklar.com:ANA SAYFA arrow YAZARLAR arrow Ertan GÜN arrow 'Labour Day' kimin bayramı?
'Labour Day' kimin bayramı? PDF Yazdır E-posta
Ertan GÜN   
Hiçbir şey değişmedi . Sadece biz değiştik... Gocuklu celep kaldırınca sopasını, sürüye katılıverdik hemen…

Sürüde sesi çıkanlar kurban edilebilir, ayrılanı kurt kapardı. Kaçıp da kurtulanlar, kurt kapanına yakalandı .

Vahşi kapitalizm!... İliklere kadar hissediliyor.

Ama, kimse “bana mısın” demiyor?!

Alışverişlerde ucuzluk günlerini takip edenler, dünyada neler oldup bittiğiyle ilgilenmiyor .

Sömürüldüğünün, ezildiğinin, hakkının yenildiğinin farkına varmıyor.

Herkes afyon yutmuş gibi... Acaba birileri yemeklere şap mı katıyor?!

Ne Kanada’da, ne Türkiye’de, dünyada, kimsenin gıkı çıkmıyor. Herkes uyuyor …

6 Eylül’de  Kanada’ da,  sesiz sedasız  ‘Labour Day’ kutlandı. Bayram diye. İşçi Bayramı niyetine . Hafta sonunu,  pazartesiyle birleştiren ‘Long weekend’ diye bilinen, uzun hafta sonu tatili yapıldı .

Kanadalı gazeteci,  Kanada’nın ABD ile eşgüdümlü kutladığı, ‘Labour Day’ ile ilgili bir yazı hazırlamak istemiş. Kafasında kolay bir yazı tasarlamış:

Wal- Mart’ın işçileri yıllardır sendikasız olduğundan ve ‘Lobour Day’de, “İş/İşçi Günü“ anlamına geldiğinden, işçilerin bu sorununu yazmayı arzulamış .

Lakin, bu güzelim hayali, çok geçmeden karabasana dönüşüvermiş .

Yazar, hangi Wal-Mart işçisiyle konuşmuş ise, kişinin işine ilişkin hiçbir sızlanması yokmuş!

Yazımızın tam burasına,  bir reklam alalım ve Wal-Mart’ı getirelim ekranlara:

Dünya devi Wal-Mart

The Fortune dergisinin çözümlemelerine göre; Wal-Mart yalnız büyük bir perakendecilik şirketi değil, dünyanın en büyük şirketlerinden biri . Geçen yılki satışlarının toplamı 263 milyar dolar. Bunun anlamı; Wal-Mart; Exxon Mobil, General Elektrik ve General Motor gibi dünya devi şirketlerden daha büyük. ABD’deki zincir perakendecilerin tüm satışlarının toplamı, Wal-Mart’ın yanına bile yaklaşamıyor.

Perekende pazarında ikinci sıradaki  ‘Home Depot’ un bir yıllık satış gelirini, Wal-Mart iki ayda sağlıyor.

Fortune dergisinin listesinde,  beş yüzüncü  sırada Kanada’nın Toronto Dominion Bank’ı (TD) var . TD Bank’ın geçen yılki tüm cirosu 10.8 milyar iken; birinci sıradaki Amerikan Wal-Mart’ın sadece karı dokuz milyar... Wal-Mart, bir önceki yıla göre de karını % 13 artırmış!..

İlk beş yüz içindeki Amerikalı şirketlerin toplam ciroları, 1994 yılında 2.9 trilyon dolarken, bu rakam 2003’te 5.8 trilyon dolara çıkmış. Yani, tam tamına iki kat artmış. Dünyanın ilk beş yüz şirketini kapsayan, beş ülkenin sıralamasıysa şöyle: Almanya ( 34 ),  İngiltere ( 35 ),  Fransa ( 37 ),  Japonya  ( 82 )  ve  ABD (189)... Türkiye’nin yer alamadığı listede, Kanada’dan 13 şirket bulunuyor.

İşçi Bayramı ve  Wal-Mart

Gazeteci  kahramanımız, yukarıdaki bilgileri çok iyi bildiğinden, aklınca Wal-Mart’ı köşeye sıkıştıracakmış. Hele ki, Wal-Mart emekçilerinin saatliğine 10 dolardan çalıştığını öğrenince… Üstelik, Wal- Mart’ın yıllardır sendikasız işçi çalıştırdığını da, tüm bilgiçliğiyle bilince...

Yazar, önce Wal-Mart mağazalarında ‘sendika’ savaşımı veren Gıda ve Ticaret İşçileri Sendikası (UFCW)’nın sözcüsüyle görüşmeye çalışmış. Ne ki; sendika sözcüsünün sorulara yanıt vermek yerine, gazetenin mülkiyetine ilişkin bunaltıcı soruları nedeniyle, görüşmeden bir sonuç alınamamış.

Gazeteci,  bunun üzerine Wal-Mart’ın genel sözcüsüyle görüşmüş. Wal-Mart sözcüsünü  ters köşeye yatıracağını uman yazar, golü önce kendi kalesinde görmüş. İşçilerini boğaz tokluğuna çalıştıran Wal-Mart’ın sesi karşısında, hayretler içinde kalmış!...

Wal-Mart temsilcisine göre: “Wal-Mart işverenleri, işçilerine, sektördeki diğer perakende  mağazalarından daha iyi ücretler veriyor“  muş!... Sendika düşmanı Wal-Mart, işçilerinin saatine 10 dolar, en kıdemlisine 13.50 dolar verirken; yazar,  Zellers, Canadian Tire, Loblaws gibi mağazalardaki , üstelik de sendikalı olan işçilerin daha düşük ücretlerle çalıştıklarını saptamış.

Kuzey Amerika’da ‘sendikasız mağaza’ olarak tanınan Wal-Mart’a , tek yamuğu, Quebec (Kebek)’in  Jonquiére kenti yapmış. Kebek yasalarına göre: “ Bir işyerinde sendikal örgütlenmede  belirli sayıdaki işçinin, Kebek İş Masası’na başvurması yeterli “  olduğundan, o bölgedeki  Wal-Mart işçileri, koca Amerika kıtasında ‘sendikalı tek Wal-Mart’ cı olmuşlar .

Wal-Mart yönetimi, demokratik bulmadığı bu yasanın değişmesini istiyor. Wal-Mart, Kebek’te de sendikalaşma yetkisinin, işçiler arasında ‘demokratik oylama’ ile alınması gerektiğini savunuyor . Ne var ki, bugüne dek yapılan hiçbir oylamada sendika kazanamamış. 3000’i aşkın Wal-Mart  şubelerindeki emekçiler, işçi sendikasının Wal-Mart’ ta yetkilenmesini istememişler!...  Kanada mağazalarında çalışan 1 milyon 980 bin Wal-Mart işçisi sendikayı arzu etmemiş!...

26 Haziran’ da sendikalaşma adına yapılan oylama öncesi, işçilerine verdiği haftalık ücret çeklerinin üzerine: “Yanlış yapmayın! Wal-Mart sendikasız kalmayı yeğliyor!” deyişinin bulunduğu çekleri ceplerine indiren Wal-Mart çalışanları, ‘oy çokluğu‘  ile sendikayı ret etmişler!...

Kahramanımız, bu ilginç durum karşısında Wal-Mart işçileriyle görüşmüş. Ne var ki, görüştüğü işçilerin düşük ücretlerden çok, idari konulardan yakınmaları karşısında, dayanamayıp öfkelenmiş! yazar, gazeteciliğini bir yana bırakarak,  görüştüğü işçiye “yahu ben ayda 1000 dolar kira veriyorum, sen nasıl 1172 dolarla yaşıyorsun?” diyerek çıkışmış. İşçiler, “evlerini bir başkasıyla paylaşarak kira yükünü hafiflettiklerini, aileleriyle birlikte yaşadıklarını, çoğusu telefonlarını ve kablolu yayınlarını kestirdiklerini “ söylemişler. Fakat, bir türlü ücretlerinden yakınmamışlar!...

Yazar, bu gerçekle yüzyüze geldiğinde, Wal-Mart sözcüsünün: “Bizim mağazamız, işçilerin çalışmaya can attığı bir yer. Her açılan tek kadro için, en az on başvuru alıyoruz” sözlerinin, Kanada’daki acı gerçeği yansıttığını, geç de olsa anlamış.

Araştırmacı yazarımız, Kanada’da yayımlanan gazetelerin arşivlerini bir bir taramış. Gazetelerde, Wal-Mart emekçilerinden söz edilirken: “ Bu ücretlerle çalışan kişiler, 14 yaşlarında, ailesiyle yaşayan ve mağazalarda ek harçlık amacıyla boş zamanlarını değerlendiren gençler” olarak tanımlanıyormuş. Kahramanımız, Wal-Mart mağazalarındaki izlenimlerinde gözlemiş ki, çalışanların çoğu, aile geçindiren ve ‘yoksulluk sınırı’nın altında yaşayan Kanadalı insanlar... 

Yoksulluk sınırı, sadece sendikasız emekçileri kapsamıyor! Kanada’da bir dönem, neredeyse patrondan bile daha güçlü olan sendikalı işçiler de dahil.

Emekçilerin çoğu geçimlerini sağlayabilmek için, ikinci, hatta üçüncü işleri yapıyor. Ve yine çoğu, uyku sürelerinde çalışamadıklarından ötürü hayıflanıyor. (Acaba, Kanadalı işçiler, ‘Ey İşçiler Uyanın!’ sözcüğünü, uyumaksızın çalışmak olarak mı algılıyor?!)

Öte yandan bu perakende mağazalar zinciri, yarı aç çalıştırdığı Kanadalı emekçiler sayesinde, mallarını ucuz fiyatlarla piyasaya sürüyor. Kanada’nın öteki yoksul bireyleri de, sadece etiket fiyatıyla ilgilendiklerinden, Wal-Mart’lardan ucuz mal alabildikleri için; için için seviniyor.

Ücretler düştükçe, ucuz malın müşterisi artıyor. Ucuz malın müşterisi çoğaldıkça, Wal-Mart büyüyor. Şubelerini çoğaltıyor. İnsanlar tüketme hırsıyla, Mall mall dolaşıyor. İnsanlık ucuzluyor. Ucuz malın müşterisi arttıkça,  kaliteli mağazalar işçi çıkarıyor. Küçük şirketler bir bir kapanıyor. Wal-Mart devleştikçe devleşiyor. Dünya devi Wal-Mart, emekçisine 10 dolar verince, ondan küçükler, daha da düşük ücret veriyor.

Düşük gelirli işçi; ihtiyaçtan, uyumadan, ikinci işe gidiyor .
 
Yatıyor, kalkıyor, başka işe gidiyor...

Kalkıyor.. Ama, uyanamıyor. Bu devran böyle dönüyor...

Herkes afyon yutmuş gibi... Acaba birileri yemeklere şap mı katıyor ? !...

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

ERTAN GÜN'ÜN DİĞER YAZILARI


{modulebot module=İLGİLİ LİNKLER}


 

 

New York Sokaklarında

New York

Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...

Hayallerim ve Gerçekler: Küba

Kuba

Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa  diye fısıldayıp duruyordu.

S.Miguel Kalesi

S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.