YAZARLAR
Serra GÜRÇAY
Afrika'dan Hayatla İlgili Formüller | Afrika'dan Hayatla İlgili Formüller |
|
|
|
| Serra GÜRÇAY | |
|
Zor iklim ve hayat şartları, fakirlik ve hastalıklara rağmen Afrikalıların ortak özelliklerinden biri de ümitsizliğe kapılmamak..
Ölümü bu kadar kolay kabullenmeleri, zorluklara ve kişisel dramlara güler yüzle göğüs germeleri aslında onların ayakta kalmak için geliştirdikleri formüllere dayanıyor. Bu kadar yokluğun içinde varolabilmek, gururundan ve kişiliğinden ödün vermeden yaşamayı başarmanın yolu, Afrikalıların önem verdiği değerlerden geçiyor... Sende mi bizim ailedensin ? Afrika'da hayat, almak ve karşılığında vermek üzerine kurulmuş devamlı dönen bir çark şeklinde işler. Bu alışveriş sadece insanlar arasında değil doğa ve hayvanlar için de geçerlidir. Afrikalının en güzel prensiplerinden biri, topraktan bir şey alıyorsan aynı oranda toprağa bir şey vermenin gerekliliği. Bu anlayışın gelişmiş toplumlarda ancak çevreci örgütlerin bilinçlendirmeleri sayesinde yeni yeni oturmaya başladığını düşünürsek bu konuda daha epey geri olduğumuz söylenebilir. Törenlerle varolmak... Törenler, insanların hayatlarında hangi aşamada olduklarını belirler ve bireye kendisi ile ilgili net bir görüş ve güven sağlar. Bebek doğum ve ölümlerine farklı bakış... Benin'de, bebek ölümlerini daha kolay kabullenmek için geliştirilen bir yöntem de bazı bebeklerin doğmayı reddetmesini kabullenmek. İnanışa göre, yörede çok yaygın olan ikiz doğumlarda, gürbüz olan bebek ana rahminden kafasını uzatıp bakar ve eğer dünyanın halini beğenmezse kardeşine de haber verip doğmaktan vazgeçebilme hakkına sahiptir. Bu bölgede anneler, yanlarında her ölen çocuğu için ayrı bir bez bebek taşır. Bu bebeklerle konuşurlar ve hatta senenin belli bir günü ölmüş bebekler hep birlikte anılır. Bu ritüeller derin bir acıdan çok hasret ve kadere boyun eğme niteliğini taşır. Nijerya'da ilk doğan bebekler o kadar değerlidir ki, deneyimsiz anneye ilk günlerde güvenilmez ve bebeğe köydeki diğer deneyimli anneler bakar. Başka bölgelerde ise bebekleri kötü ruhlardan korumak için doğduklarından itibaren "tılsımlı" kabul edilen deri aksesuarlar veya boncuklu takılar takılır. Bu "tılsımlı" objeler aynı zamanda bebeğin atalarıyla iletişim kurmasını ve doğaya yakınlaşmasını sağlar. Namibia'da genç anneler bebeklerini sırtlarına bağlar ve bebek yürüyene kadar hiç bırakmazlar. Bebeği yalnız bırakmak hatta yatağa yatırmak veya yere koymak, ölüm meleklerine davetiye çıkarmak anlamına gelir. Bu kıtada insanlar ölümle o kadar iç içe yaşarlar ki, erken gelen ölüm ataların çağırması, uyumak, ruhlar alemine terfi etmek ve bazen de acılardan kurtulmak anlamına gelir. Ölümün gerçek dünyası Cenazeler sanılanın aksine büyük bir acı ve kayıp olarak algılanmaktan çok, diğer dünyaya geçişi ve atalar kervanına girişi simgeler. Bu törenler aynı zamanda ailenin mal varlığını sergilemek ve toplumla paylaşmanın da değişik bir yolu. Fantezi tabutlar Konuşan davullar Kısa süren matem... Bir senenin sonunda her şey eskiye döner ve bu sefer de yeni bir eş bulma telaşı başlar. Bu kural 15'indeki yeni yetme gelin için de, 75 yaşındaki torun tosun sahibi nine için de geçerlidir. Hatta yaşlıca bayanlar açık açık erkek arkadaş aradığını dile getirebilir. Afrika'da doğa gereği bir seneden fazla bekar kalmanın mümkün olmadığına inanılır. Bu kıtada hayat çoğu zaman kısa sürer.... zamansa çöl sıcağında uyuşmuş gibi yavaş geçer...Her şeye rağmen hayata ümitle sarılmış, gülümseyen yüzler sizi hiç yalnız bırakmaz...
© Kaynak: http://www.hurriyetim.com.tr/agora/ Serra GÜRÇAY - Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır |
Bir kenti yazmak, o kentte hissedilenleri anlatmak her zaman kolay olmaz. Hele bir de yazacağınız kent, yaşadığınız kent değilse o kenti bütün sokaklarıyla...
Nedendir bilmem içimde bir ses, sürekli olarak yeni seyahat planları yaparken Küba, Küba, Kübaaaa diye fısıldayıp duruyordu.
S.Miguel Kalesi adını aldığı tepe üzerinde , Atlantik Okyanusu'na, Mussolu adasına ve Luanda'ya çepeçevre hakim noktada, 1575 yılında inşa edilmiş.