Adriyatik kıyılarında yolculuk (1)

2017’nin nisanında başlayıp mayısında biten, 3 ülkeyi kapsayan, 2 bin kilometrelik Adriyatik yolculuğumuzdan geriye kalanlar...

Adriyatik kıyılarında başlayan önce kuzeye sonra güneye yönelen yaklaşık 2 bin kilometrelik yolculuğumuza Dubrovnik’ten başladık. 10 gün süren bu macerada sadece Dalmaçya sahillerini değil kuzeyde Istria yarımadasını ve iç bölgelerdeki doğal güzellikleri de gördük. Gezimiz Hırvatistan’la sınırlı kalmadı. Bosna Hersek’e girip Mostar’ı, Karadağ’a uzanıp Kotor ve Budva’yı da görme şansımız oldu.

Yaz sezonu öncesinde yaptığımız bu yolculuğun avantajları büyüktü. Henüz tatilciler sahillere akın etmemiş, cafe ve restoranlarda kuyruklar oluşmamıştı. Baharın büyülü yeşilini giymiş doğanın, masmavi suların, boş yolların ve tenha sokakların keyfini çıkardık.

İstanbul’a döndüğümüzde geride unutamayacağımız bir gezi bırakmıştık. Zaman içinde bu gezinin detaylarını hatırlamak, o bölgeye gideceklere yardımcı olmak amacıyla geziden geriye kalan notlarımızı bu sayfada toplamak istedik. Bu notlar bir gezi rehberi değil. İlerde unutacağımızı çok iyi bildiğimizden okuyup bu geziyi tekrar hatırlayacağımız satırlar.

2017’nin nisanında başlayıp mayısında biten,  3 ülkeyi kapsayan, 2 bin kilometrelik Adriyatik yolculuğumuzdan geriye kalanlar…

1. Gün

28 Nisan: Dubrovnik’le tanışma

Dubrovnik Havaalanı’na indiğimizde saat 17:50’yi gösteriyordu. Hava bulutlu sıcaklık 20 dereceydi. Pasaport kontrolünden çıkıp kiralık arabamızı teslim alacağımız alana gittiğimizde çevrede bizden başka müşteri yoktu. Şirket bize en yeni arabalarından birini verdi. Göstergesi henüz 110 kilometrede olan Wolksvogen Up marka aracımızı ön incelemeyi yaptıktan sonra teslim aldık.

Dubrovnik’e doğru yol alırken hava da kararmaya başlamış, sanki bulutlar yağıp yağmama konusunda kararsız kalmıştı. Yaklaşık 19 kilometrelik kıvrımlı, tek şeritli bir yolla tarihi kentin merkezine geldiğimizde yağmur başladı. Nasvigasyon aletinin yönlendirdiği adrese doğru yol alırken çıkmaz bir sokağa girdik. Nuvi’ye göre o gece konaklayacağımız apartmanın adresi bu çıkmaz sokaktı ancak sokaktaki numaralar çift haneli sayılardan oluşuyordu. Bizim aradığımız 1 numaralı bina bu  sokakta değildi. Caddede top oynayan çocuklara adresi gösterdiğimizde hepsi gülmeye başladı. Oyunlarını yarıda kesecek kadar gülme krizine kapılanlar oldu. Aralarında elleriyle dağları gösterenler de vardı. Bir anlam veremeyip 1 numaralı binayı tekrar aramaya koyulduk. Bu sefer arabasına binen birine yanaşıp adresi gösterdik. Çevresine uzun uzun baktıktan sonra Hırvatça birçeyler söyleyip kalacağımız pansiyonun telefonunu isteyip arayacağını belli eden bir konuşma yaptı. Uzun bir sessizlikten sonra aramanın yanıtsız sonlandığını öğrendik.

Aracı yol kenarına park edip. Cep telefonlarımızın haritalarından adresi bulmaya çalıştık. Dar sokaklarda yürüdükçe ekranda yeni oklar, güzergahlar belirmeye başladı. Ucu görünmeyen merdivenli bir sokakta durduğumuzda cep telefonlarımız adresi buldu. Ancak bulduğu yer yaklaşık 1 km uzakta bir yerdi ve oraya ulaşmak için bu dik merdivenleri aşmaktan başka çare yoktu. Arabayı kilitleyip tırmanmaya başladık.

Merdivenleri bitirdiğimizde nefesimiz de tüketme aşamasına gelmişti. Dubrovnik’i kuş bakışı gören tepenin zirvesindeydik. Gördüğümüz bu manzaradan daha güzel olan şey ise bir saattir aradığımız adresi bulmamız oldu. Ev sahibiyle karşılaştığımızda gerçeği öğrendik. Google haritalarının azizliğine uğramıştık. Haritalar tek ve çift haneli sayıları farklı caddelere yönlendiriyormuş. Bizim gibi kaybolan çok olmuş. Top oynayan çocukların kahkahalarının nedenini anlamaya başladık. Kimbilir bizim gibi kaç turistle karşılaştılar… Ev sahibinin motoruna atlayıp arabayı park ettiğimiz farklı bir güzergahtan caddeye uzun bir yolculukla ulaştık. Arabayı alıp o gece konaklayacağımız yere götürdükten sonra bavullarımızı bırakıp Dubrovnik’i keşfe başladık.

Çıkmaz sokaklarda, yanlış adreslerde zaman harcarken akşam olmuştu. Dubrovnik’in tarihi kent sınırlarına yakın bir yere aracı park edip yürümeye başladık. Merdivenlerle şehir merkezine indiğimizde kalabalığı farkettik. İnen uçaklardan, limana demirleyen gemilerden çıkan turistlerin tamamı buradaydı.

Bir süre sonra kentin tarihi surlarından girip dar sokaklarda kaybolmanın keyfine dalmıştık. İyice yorulana kadar uzunca bir tur yaptıktan sonra surların dışındaki sahilde biraz dinlendik. Bir yandan da kentin tarihi bilgilerini hatırlamaya çalıştık.

Dubrovnik Hıratistan’ın Adriyatik sahillerindeki en önemli türizm merkezi. Her gün hava ve deniz yoluyla binlerce turist bu eşsiz güzellikteki kenti görmeye geliyor. Sokaklar tıklım tıklım dolu. Ortaçağ mimarisinin en güzel örnekleriyle süslü Dubrovnik’i keşfetmenin en iyi yolunun tarihi kent surlarına tırmanmak olduğu yazılıydı. Biz bu planı dönüşe bıraktık. Uzun yolculuğumuzun başlangıç noktası olan bu büyülü kenti bir anlamda sona sakladık.

Kentte bir gece geçirdikten sonra kuzeye doğru yolculuğa devam edecektik. Akşam karnımızı doyurup gelato ile tadımızı bulduktan sonra tenhalaşan karanlık sokaklara bir kez daha daldık. Dev yolcu gemileriyle kenti bir anlamda istila eden turist ordusundan eser kalmamıştı. Boş sokakları terketmemekte direnen Uzakdoğulu turistler ve bizim gibi birkaç bağımsız gezginle gecenin ilerleyen saatlerine kadar dar sokaklardan ayrılmadık.

Devamı: Önce Mostar sonra Split

Dubrovnik Fotoğrafları

Yazı ve Fotoğraf: Remzi Gökdağ

Adriyatik Kıyılarında







Kategori
Adriyatik Kıyılarında
Remzi Gökdağ

uzaklar.com kurucusu ve editörü.

Eski günlerin İstanbul’unu özleyenlere masal tadında bir kitap!

Unutulan İstanbul’un görgü tanıkları o günleri anlatıyor. Gerçek hayat hikayeleri eşliğinde bir İstanbul masalına ne dersiniz?
Detaylı bilgi...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR